İkiyüzlülük…
İkiyüzlülük…

esin bayrak
tekbayrak53@hotmail.com -Aslında çok süslü bir kelime ama hayatın içinde bildiğimiz bir şey: yüzüne gülüp arkandan konuşmak.
Hepimiz görmüşüzdür.
Yanına gelince “canım, cicim”, arkanı dönünce bambaşka.
Aynı masada oturur, aynı çayı içer ama içinden geçen bambaşkadır.
Açık açık düşman olan insan daha iyidir aslında.
En azından ne olduğunu bilirsin, ona göre davranırsın.
Ama iki yüzlü insan öyle değil…
Yanında dost gibi durur, içten içe seni tartar, konuşur, bazen de en olmadık yerde sırtından vurur.
Bu işin en kötü tarafı şu: güveni bitirir.
Birine içini açarsın, sonra bir bakarsın söylediklerin başkasının dilinde.
O saatten sonra ne konuşasın gelir, ne gülesin. İnsan herkese mesafe koymaya başlar.
Bir de şu var; iki yüzlü insan aslında güçlü değil, tam tersine korkaktır.
Doğruyu yüzüne söyleyemez, yanlışın karşısında duramaz.
İdare etmeye çalışır, herkese göre şekil alır. Ama insan böyle böyle kendini de kaybeder.
Eskiden “sözünün eri” derlerdi ya…
Şimdi en çok eksik olan şey o.
İnsanların sözü başka, içi başka olunca ortada ne samimiyet kalıyor ne güven.
Aslında mesele çok basit:
Ya olduğun gibi ol,
ya da olduğun gibi görün.
Çünkü herkes bir gün kimin ne olduğunu anlıyor.
O zaman da ne o samimiyetsiz gülüşlerin bir anlamı kalıyor,
ne de kurulan o sahte dostlukların…